Hizmetlerim

Kaygı (Anksiyete) Problemleri Hakkında
Kaygı, bütün insanların sahip olduğu, zaman zaman yaşadığı doğal bir duygudur. Bazen önemli bir görüşme öncesinde, bazen gelecekle ilgili belirsizliklerde, bazen de hayatımızda karşılaştığımız zorlayıcı durumlarda ortaya çıkabilir. Aslında kaygının kendisi bir problem değildir; bütün duygular gibi o da bize bir şeyler anlatır, bazı şeylerin yolunda gitmediğini, önem verdiğimiz bir durum olduğunu veya hazırlanmamız gerektiğini söyleyebilir mesela. Ne söylediğini anlamak, kişinin içinde bulunduğu durumu mercek altına almakla mümkündür.
Kaygı nedeniyle psikolojik danışmanlığa başvuran kişiler her zaman yaşadıkları duygunun kaygı olduğunu fark etmeyebilir. “İyi hissetmiyorum”, “ruhum daralıyor”, “içimde bir sıkışma var” veya “bir şey olacakmış gibi hissediyorum” gibi ifadelerle başvurabilirler. Süreç içerisinde bu deneyimlerin altında yoğun bir kaygının bulunduğu fark edilebilir.
Kaygıyı birlikte anlamak
Kaygıyı ortadan kaldırılması gereken bir duygu olarak değil, bize bir şey anlatmaya çalışan bir deneyim olarak ele alıyorum. Kaygı yoğunlaştığında, Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) yaklaşımından yararlanarak yaşanan sürece daha yakından bakabiliriz.
Düşünceler mi yoğun? Duygular mı ön planda? Yoksa davranışlarımız mı kaygıyı sürdürüyor?
Bu sorular üzerinden kaygıyı bir mercek altına alarak, kaynağını ve onu besleyen düşünce ve davranışları anlamaya çalışırız. Kaçınma, sürekli kontrol etme veya güvence arama gibi davranışların kaygı döngüsündeki rolünü de birlikte inceleyebiliriz.
Psikolojik danışmanlık süreci
Amaç yalnızca o anda daha iyi hissetmek değil; kişinin kendi kaygı döngüsünü fark etmesi, kaygıyı sürdüren etkenleri anlaması ve bu durumlarla daha işlevsel şekilde baş edebilmesi üzerine çalışmaktır.

Panik Atak
Panik atak, kişinin kendisini bir anda yoğun bir korku ve kaygı içinde bulabildiği, çoğu zaman bedensel belirtilerin de eşlik ettiği bir deneyimdir. Kalp çarpıntısı, nefes almakta zorlanma, göğüste sıkışma, baş dönmesi, terleme veya kontrolü kaybetme hissi gibi belirtiler kişiyi oldukça korkutabilir. Bazen kişi yaşadığı belirtileri ciddi bir fiziksel sorun olarak yorumlayabilir ve “Bir şey olacak”, “Kontrolümü kaybedeceğim” veya “Öleceğim” gibi düşünceler yaşayabilir.
Panik atak yaşayan kişiler çoğu zaman bedensel belirtilere odaklanırlar. Oysa panik atağı anlamak için bedensel belirtilerin yanında, kişinin yaşam olayları içerisinde bu belirtileri ortaya çıkaracak durumlara dikkat etmek gerekir.
Paniği birlikte anlamak
Panik atak, bazen kişinin doğru şekilde deneyimleyemediği ya da bastırdığı diğer duyguların bedensel duyumlar şeklinde ortaya çıkmasıyla ilişkili olabilir. Önce kişinin duyguyu deneyimleme biçimi, panik atağa eşlik eden yaşam olayları, kişisel ve çevresel faktörler incelenir.
Panik döngüsünü bir mercek altına alarak, atağı tetikleyen veya sürdüren düşünce ve davranışları anlamaya çalışırız. Hangi davranışların paniği sürdürmeye yardımcı olduğunu, hangilerinin paniği azalttığını gözlemleyip bunların yerine alternatiflerini geliştirmeye çalışırız.
Psikolojik danışmanlık süreci
Amaç yalnızca panik atağın yaşanmadığı bir dönem oluşturmak değil; kişinin panik sırasında yaşadığı bedensel duyumları, düşünceleri ve davranışları tanımasını ve bunlarla daha işlevsel şekilde baş edebilmesini desteklemektir.

Obsesif Kompülsif Bozukluk
Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB), kişinin istemeden zihnine gelen, yoğun kaygı veya rahatsızlık yaratan düşüncelerle ve bu düşüncelerin yarattığı huzursuzluğu azaltmak için yaptığı tekrarlayıcı davranışlarla kendini gösterebilir. Kişi düşüncelerinin mantıksız veya gereksiz olduğunu bilse bile onları zihninden uzaklaştırmakta zorlanabilir.
“Ya bir şey olduysa?”, “Ya yeterince temiz değilse?”, “Ya kontrol etmezsem kötü bir şey olursa?” gibi düşünceler kişinin zihninde tekrar tekrar ortaya çıkabilir. Bunun ardından kontrol etmek, temizlemek, tekrar tekrar düşünmek, güvence aramak veya belirli davranışları belli bir sırayla yapmak gibi davranışlar ortaya çıkabilir.
OKB'yi birlikte anlamak
OKB'de yalnızca kişinin aklına gelen düşüncelere değil, bu düşüncelerin kişi için ne ifade ettiğine ve kişinin bu düşünceler karşısında nasıl davrandığına bakmak önemlidir.
Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) yaklaşımından yararlanarak obsesyonları ve bunlara eşlik eden kompulsiyonları bir mercek altına alırız. Hangi düşüncelerin kaygıyı artırdığını, kişinin bu düşüncelere nasıl anlamlar yüklediğini ve kaygıyı azaltmak için hangi davranışlara başvurduğunu birlikte anlamaya çalışırız.
Bazen kısa süreli rahatlama sağlayan kontrol etme, kaçınma veya güvence arama gibi davranışların uzun vadede OKB döngüsünü nasıl sürdürdüğünü gözlemleyerek, bu döngüye farklı şekilde yaklaşabilmenin yolları üzerinde çalışırız.
Psikolojik danışmanlık süreci
Amaç yalnızca istenmeyen düşüncelerin tamamen ortadan kalkmasını sağlamak değil; kişinin bu düşüncelerle kurduğu ilişkiyi anlamasını, obsesyon ve kompulsiyon döngüsünü fark etmesini ve yaşadığı kaygıyla daha işlevsel şekilde baş edebilmesini desteklemektir.

Depresyon
Depresyon, yalnızca üzgün hissetmekten ibaret olmayan; kişinin düşüncelerini, duygularını, davranışlarını ve günlük yaşamını etkileyebilen bir süreçtir. Hayattan keyif alamama, isteksizlik, sürekli yorgun hissetme, hiçbir şey yapmak istememe, kendini değersiz hissetme veya geleceğe dair umutsuzluk gibi deneyimlerle kendini gösterebilir. Bazen kişi yaşadığı değişimin farkında olsa da neden böyle hissettiğini anlamakta zorlanabilir.
Depresyon nedeniyle psikolojik danışmanlığa başvuran kişiler çoğu zaman “Hiçbir şey yapmak istemiyorum”, “Eskiden keyif aldığım şeylerden artık zevk almıyorum”, “Kendimi hiçbir şeye gücüm yokmuş gibi hissediyorum” gibi ifadeler kullanabilirler. Bu deneyimleri yalnızca ortadan kaldırılması gereken belirtiler olarak değil, kişinin yaşamındaki düşünce, duygu ve davranışlarla birlikte ele almak önemlidir.
Depresyonu birlikte anlamak
Depresyonu bir mercek altına alarak kişinin içinde bulunduğu yaşam koşullarını, duygularını, düşüncelerini ve davranışlarını birlikte incelemeye çalışırız.
Kendinizle ilgili nasıl düşünüyorsunuz? Günlük yaşamınızda neler değişti? Hangi davranışlar sizi kısa vadede rahatlatırken uzun vadede kendinizi daha kötü hissetmenize neden oluyor?
Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) yaklaşımından yararlanarak depresyonu sürdüren düşünce ve davranışları fark etmeye, kişinin günlük yaşamındaki işlevselliğini ve kendisiyle kurduğu ilişkiyi yeniden ele almaya çalışırız.
Psikolojik danışmanlık süreci
Amaç yalnızca kişinin kendisini daha iyi hissetmesini sağlamak değil; yaşadığı süreci anlamasını, depresyonu sürdüren döngüleri fark etmesini ve günlük yaşamında kendisi için daha işlevsel yollar geliştirebilmesini desteklemektir.

Özgüven Problemleri
Özgüven, kişinin kendisini ve kendi yeterliliklerini nasıl algıladığıyla yakından ilişkilidir. Bazen kişi yaptığı şeylerden, aldığı kararlardan veya kendi özelliklerinden sürekli şüphe duyabilir. “Yeterince iyi değilim”, “Bunu beceremem”, “İnsanlar beni beğenmeyecek” gibi düşünceler kişinin kendisine bakışını ve günlük yaşamını etkileyebilir.
Özgüven problemi yaşayan kişiler zaman zaman kendilerini başkalarıyla kıyaslayabilir, hata yapmaktan çekinebilir veya başkalarının düşüncelerine kendi düşüncelerinden daha fazla önem verebilirler. Bazı durumlarda kişi ne istediğini bilse bile bunu ifade etmekte ya da kendi sınırlarını korumakta zorlanabilir.
Özgüveni birlikte anlamak
Özgüven sorunlarını yalnızca kişinin kendisi hakkında daha olumlu düşünmesi gereken bir durum olarak ele almıyorum. Kişinin kendisiyle kurduğu ilişkiyi, kendisi hakkındaki düşüncelerini ve bu düşüncelerin davranışlarına nasıl yansıdığını birlikte anlamaya çalışırız.
Kendinizi hangi durumlarda yetersiz hissediyorsunuz? Kendinizden ne bekliyorsunuz? Hata yaptığınızda kendinize nasıl davranıyorsunuz? Başkalarının düşünceleri sizin kendinizle ilgili değerlendirmenizi ne kadar etkiliyor?
Bu sorular üzerinden kişinin kendisiyle ilgili düşüncelerini ve özgüveni etkileyen deneyimleri bir mercek altına alırız. Kaçınma, kendini sürekli başkalarıyla kıyaslama, onay arama veya kendini fazla eleştirme gibi davranışların özgüven üzerindeki etkisini fark etmeye ve bunların yerine daha işlevsel yaklaşımlar geliştirmeye çalışırız.
Psikolojik danışmanlık süreci
Amaç kişinin kendisini sürekli yeterli hissetmesini sağlamak değil; kendini daha gerçekçi ve şefkatli bir şekilde değerlendirebilmesini, kendi ihtiyaçlarını ve sınırlarını fark edebilmesini ve kendisiyle kurduğu ilişkiyi güçlendirebilmesini desteklemektir.

Yeme Bozukluğu
Yeme davranışı yalnızca fiziksel açlıkla ilişkili değildir; duygularımız, düşüncelerimiz, beden algımız ve yaşamımızda yaşadığımız olaylarla da yakından bağlantılı olabilir. Bazen kişi ne zaman ve neden yediğini anlamakta zorlanabilir, yeme üzerinde kontrolünü kaybettiğini hissedebilir veya yedikten sonra yoğun suçluluk ve pişmanlık yaşayabilir. Bedenine ve kilosuna ilişkin düşünceler de kişinin yeme davranışıyla kurduğu ilişkiyi etkileyebilir.
“Ne kadar uğraşsam da kendimi durduramıyorum”, “Yedikten sonra çok pişman oluyorum”, “Kendimi kontrol edemiyorum” veya “Bedenimden hiç memnun değilim” gibi ifadelerle psikolojik danışmanlığa başvurulabilir.
Yeme davranışını birlikte anlamak
Yeme davranışını yalnızca “ne yediğimiz” veya “ne kadar yediğimiz” üzerinden değerlendirmiyorum. Kişinin yemekle, bedeniyle ve kendisiyle kurduğu ilişkiyi bir bütün olarak anlamaya çalışırız.
Ne zaman yeme isteğiniz artıyor? Hangi duygular yeme davranışınıza eşlik ediyor? Kendiniz ve bedeniniz hakkında neler düşünüyorsunuz? Yeme sonrasında kendinize nasıl davranıyorsunuz?
Bu sorular üzerinden yeme davranışını bir mercek altına alarak, yeme davranışını etkileyen düşünce, duygu ve davranışları anlamaya çalışırız. Özellikle duygusal yeme, kontrol kaybı hissi, kısıtlayıcı yeme davranışları, suçluluk ve beden algısının bu döngüdeki rolünü birlikte inceleyebiliriz.
Psikolojik danışmanlık süreci
Amaç yalnızca yeme davranışını değiştirmek veya kilo vermek değildir. Kişinin yeme davranışının altında ve çevresinde oluşan düşünce ve duyguları fark etmesini, bedeniyle ve kendisiyle kurduğu ilişkiyi anlamasını ve daha işlevsel baş etme yolları geliştirebilmesini desteklemektir.

Tükenmişlik
Tükenmişlik, uzun süre devam eden yoğun stres ve zorlayıcı yaşam koşullarının kişinin kendisini fiziksel, zihinsel ve duygusal olarak tükenmiş hissetmesine yol açabildiği bir süreçtir. Sürekli yorgunluk, isteksizlik, tahammülsüzlük, motivasyon kaybı, yaptığı işlerden eskisi kadar doyum alamama veya hiçbir şeye yetişemiyormuş gibi hissetme şeklinde kendini gösterebilir.
Tükenmişlik yaşayan kişiler bazen “Ne yaparsam yapayım yetmiyor”, “Artık hiçbir şeye enerjim kalmadı”, “Eskiden yaptığım şeyler artık bana çok ağır geliyor” veya “Sürekli bir şeyleri yetiştirmeye çalışıyorum” gibi ifadelerle başvurabilirler. Bazen kişi yalnızca yorgun olduğunu düşünürken, yaşamındaki yoğunluğun ve kendisinden beklentilerinin yarattığı yük zaman içerisinde daha görünür hale gelebilir.
Tükenmişliği birlikte anlamak
Tükenmişliği yalnızca dinlenilmesi gereken bir durum olarak değil, kişinin yaşamındaki yükleri, kendisinden beklentilerini ve stresle baş etme biçimini birlikte değerlendirerek ele alıyorum.
Sizi en çok ne yoruyor? Kendinizden ne bekliyorsunuz? Dinlenmeye çalıştığınızda gerçekten dinlenebiliyor musunuz? Günlük yaşamınızda size iyi gelen şeylere ne kadar yer açabiliyorsunuz?
Bu sorular üzerinden tükenmişliği bir mercek altına alarak, kişinin yaşadığı stres kaynaklarını, düşünce ve davranışlarını ve bunların tükenmişlik döngüsündeki rolünü anlamaya çalışırız. Aşırı sorumluluk alma, sınır koymakta zorlanma, sürekli üretken olma ihtiyacı veya kendine dinlenme alanı tanımama gibi davranışların bu süreçteki etkisini birlikte inceleyebiliriz.
Psikolojik danışmanlık süreci
Amaç yalnızca kişinin daha az yorulmasını sağlamak değil; kendisini tükenmişliğe götüren döngüyü fark etmesini, ihtiyaçlarını ve sınırlarını daha iyi tanımasını ve günlük yaşamında daha sürdürülebilir baş etme yolları geliştirebilmesini desteklemektir.

Yaşlılık Psikolojisi
Yaşlanma, yalnızca fiziksel değişimlerin yaşandığı bir dönem değil; kişinin yaşam biçiminin, rollerinin, ilişkilerinin ve kendisiyle kurduğu ilişkinin de değişebildiği bir süreçtir. Emeklilik, sosyal çevrenin değişmesi, fiziksel kapasitedeki farklılıklar, kayıplar veya geleceğe ilişkin belirsizlikler bu döneme uyum sağlamayı zorlaştırabilir. Bazı kişiler ise yaş aldıkça “Hayatım artık eskisi gibi değil”, “Kendimi eskisi kadar aktif hissetmiyorum” veya “Bu değişimlere nasıl uyum sağlayacağımı bilmiyorum” gibi düşünceler yaşayabilir.
Yaşlanma sürecini birlikte anlamak
Yaşlanma psikolojisini yalnızca yaşla birlikte ortaya çıkan zorluklar üzerinden değil, kişinin bu dönemde yaşadığı değişimleri nasıl anlamlandırdığı ve bunlara nasıl uyum sağladığı üzerinden ele alıyorum.
Hayatınızdaki hangi değişimler sizi zorluyor? Yaş almak sizin için ne ifade ediyor? Değişen rolleriniz ve ilişkileriniz kendinizi nasıl hissetmenizi etkiliyor? Günlük yaşamınızda size anlam ve doyum veren şeylere ne kadar yer açabiliyorsunuz?
Bu sorular üzerinden yaşlanma sürecini bir mercek altına alarak kişinin duygularını, düşüncelerini, yaşamındaki değişimleri ve baş etme biçimlerini birlikte değerlendirmeye çalışırız. Emeklilik, sosyal ilişkilerdeki değişimler, yalnızlık, kayıplar, bağımsızlığın azalması veya yaşamın anlamına ilişkin sorgulamaların bu süreçteki etkisini ele alabiliriz.
Psikolojik danışmanlık süreci
Amaç yaşlanmayı bir problem olarak görmek değil; kişinin yaşadığı değişimleri anlamlandırmasını, yeni yaşam koşullarına uyum sağlamasını, psikolojik iyi oluşunu ve yaşamdan aldığı doyumu destekleyecek yollar geliştirmesini sağlamaktır. Yaşlanma sürecini kişinin geçmiş deneyimleri, bugünkü ihtiyaçları ve geleceğe ilişkin beklentileriyle birlikte ele alırız.

Alzheimer/Demans Hasta Yakınlarına Yönelik Psikolojik Destek
Alzheimer ve diğer demans türleri yalnızca hastalığı yaşayan kişiyi değil, onun bakımını ve günlük yaşamını üstlenen yakınlarını da etkileyen bir süreçtir. Hastalığın ilerlemesiyle birlikte bakım sorumluluklarının artması, kişinin davranışlarında ve iletişiminde meydana gelen değişiklikler, belirsizlikler ve zaman içinde yaşanan kayıplar hasta yakınları için duygusal olarak zorlayıcı olabilir.
Hasta yakınları bazen “Ne yapacağımı bilmiyorum”, “Artık çok yoruldum”, “Onu eskisi gibi görememek çok zor” veya “Bazen ne hissedeceğimi bile bilmiyorum” gibi ifadelerle başvurabilirler. Bu süreçte yaşanan üzüntü, öfke, suçluluk, kaygı veya çaresizlik gibi duyguların anlaşılması ve bakım veren kişinin kendi ihtiyaçlarının da fark edilmesi önemlidir.
Bakım verme sürecini birlikte anlamak
Hasta yakını olmayı yalnızca bakım sorumlulukları üzerinden değil, kişinin duygusal deneyimleri, aile ilişkileri, günlük yaşamı ve bakım verme süreciyle kurduğu ilişki üzerinden ele alıyorum.
Sizi bakım verme sürecinde en çok ne zorluyor? Hastanızın değişimleri sizde hangi duyguları ortaya çıkarıyor? Kendinize ayırabildiğiniz alan ne kadar? Bakım verirken kendi ihtiyaçlarınızı ve sınırlarınızı ne ölçüde gözetebiliyorsunuz?
Bu sorular üzerinden bakım verme sürecini bir mercek altına alarak, yaşanan duyguları, düşünceleri ve davranışları birlikte anlamaya çalışırız. Bakım verme yükü, suçluluk, kaygı, öfke, kayıp ve yas duyguları, aile içindeki sorumluluk paylaşımı ve kişinin kendisine zaman ayırmakta zorlanması gibi konuları ele alabiliriz.
Psikolojik danışmanlık süreci
Amaç yalnızca bakım verme sürecindeki zorluklarla baş etmeyi sağlamak değil; hasta yakınının kendi duygularını ve ihtiyaçlarını fark etmesini, bakım verme sürecinde karşılaştığı güçlükleri anlamlandırmasını ve hem kendisi hem de yakını için daha sürdürülebilir baş etme yolları geliştirebilmesini desteklemektir.

Online Psikolojik Danışmanlık
Online psikolojik danışmanlık, psikolojik desteğe bulunduğunuz yerden erişebilmenizi sağlayan bir danışmanlık biçimidir. Yüz yüze görüşmelerde olduğu gibi online görüşmelerde de kişinin yaşadığı güçlükler, ihtiyaçları ve terapi hedefleri birlikte ele alınır. Özellikle farklı bir şehirde yaşayan, yoğun çalışma temposu olan veya yüz yüze görüşmeye erişmekte zorlanan kişiler için uygun bir seçenek olabilir.
“Bulunduğum yerden psikolojik destek alabilir miyim?”, “Yüz yüze görüşmeye düzenli olarak gelemiyorum” veya “Online görüşmeler benim için uygun olur mu?” gibi sorularla danışmanlık süreci hakkında bilgi almak isteyebilirsiniz.
Online süreci birlikte yürütmek
Online psikolojik danışmanlıkta görüşmeler görüntülü iletişim yoluyla, gizliliğin korunmasına uygun bir ortamda gerçekleştirilir. Yüz yüze danışmanlıkta olduğu gibi kişinin yaşadığı sorunları, düşünce ve duygularını, davranışlarını ve yaşamındaki zorlayıcı durumları birlikte ele alırız.
Görüşmelerin içeriği kişinin ihtiyaçlarına ve danışmanlık sürecinin hedeflerine göre şekillenir. Kaygı, panik atak, depresyon, özgüven problemleri, yeme davranışları ve tükenmişlik gibi farklı konularda online psikolojik danışmanlık süreci yürütülebilir.
Online psikolojik danışmanlık süreci
Amaç, görüşmelerin online gerçekleşmesine rağmen kişinin kendisini güvende ve anlaşılmış hissedebileceği bir danışmanlık ortamı oluşturmak ve ihtiyaçlarına uygun şekilde psikolojik destek sunmaktır. Görüşmelerin düzenli ve sürdürülebilir olması, danışmanlık sürecinin önemli bir parçasıdır.

Nöropsikolojik Değerlendirme
Nöropsikolojik değerlendirme, kişinin bellek, dikkat, dil, yürütücü işlevler ve diğer bilişsel becerilerinin değerlendirilmesine yönelik bir süreçtir. Özellikle unutkanlık, dikkat sorunları veya bilişsel işlevlerde meydana geldiği düşünülen değişikliklerin daha ayrıntılı şekilde anlaşılmasına yardımcı olabilir.
Kişiler değerlendirme için bazen “Son zamanlarda çok unutkanım”, “Dikkatimi toparlayamıyorum”, “Eskiden daha kolay yaptığım şeyleri yapmakta zorlanıyorum” gibi şikâyetlerle başvurabilirler. Bu tür yakınmaların günlük yaşamı ne ölçüde etkilediğini ve hangi bilişsel alanlarla ilişkili olabileceğini anlamak değerlendirme sürecinin önemli bir parçasıdır.
Bilişsel işlevleri birlikte değerlendirmek
Nöropsikolojik değerlendirmede yalnızca tek bir beceriye değil, kişinin farklı bilişsel işlevlerinin bir bütün olarak nasıl çalıştığına bakılır.
Bellek, dikkat, dil, planlama ve problem çözme gibi alanlarda nasıl bir performans gösteriyorsunuz? Yaşadığınız güçlükler günlük yaşamınızda nasıl ortaya çıkıyor?
Nöropsikolojik testlerden elde edilen sonuçlar, kişinin güçlü ve desteklenmesi gereken bilişsel alanlarını daha ayrıntılı şekilde değerlendirmeye yardımcı olur. Değerlendirme sırasında kişinin yaşı, eğitim düzeyi, günlük yaşamındaki işlevselliği ve başvuru nedeni gibi faktörler de göz önünde bulundurulur.
Nöropsikolojik değerlendirme süreci
Amaç yalnızca bir test sonucu elde etmek değil; kişinin bilişsel işlevleriyle ilgili yaşadığı güçlükleri daha bütüncül bir şekilde anlamaya çalışmaktır. Elde edilen değerlendirme sonuçları, kişinin ihtiyaçlarının ve izlenmesi gereken alanların daha iyi anlaşılmasına katkı sağlayabilir.

Stres Yönetimi
Stres, hayatımızda karşılaştığımız zorlayıcı durumlara verdiğimiz doğal bir tepkidir. Bazen yoğun iş temposu, sorumluluklar, ilişkiler, belirsizlikler veya yaşamımızdaki değişimler stres düzeyimizi artırabilir. Kısa süreli stres bizi harekete geçirebilirken, uzun süre devam eden ve baş etmekte zorlandığımız stres yorgunluk, gerginlik, dikkat dağınıklığı, huzursuzluk veya günlük yaşamdan aldığımız doyumun azalması gibi etkiler yaratabilir.
Stres nedeniyle psikolojik danışmanlığa başvuran kişiler “Her şey üst üste geliyor”, “Sürekli gergin hissediyorum”, “Kafamı bir türlü boşaltamıyorum” veya “Dinlensem bile rahatlayamıyorum” gibi ifadeler kullanabilirler. Bu noktada yalnızca stres yaratan durumları değil, kişinin bu durumlarla nasıl baş ettiğini anlamak da önemlidir.
Stresi birlikte anlamak
Stresi yalnızca hayatımızdaki yoğunluk üzerinden değil, stres yaratan durumlar, bu durumlara verdiğimiz düşünsel ve duygusal tepkiler ve kullandığımız baş etme yöntemleri üzerinden ele alıyorum.
Sizi en çok hangi durumlar strese sokuyor? Bu durumları nasıl yorumluyorsunuz? Stres yaşadığınızda ne yapıyorsunuz? Kullandığınız baş etme yolları sizi gerçekten rahatlatıyor mu, yoksa stresi daha uzun süre devam ettiriyor mu?
Bu sorular üzerinden stres kaynaklarını ve kişinin stres karşısındaki düşünce, duygu ve davranışlarını bir mercek altına alırız. Aşırı sorumluluk alma, sınır koymakta zorlanma, kaçınma veya sürekli kontrol etmeye çalışma gibi davranışların stresle ilişkisini birlikte değerlendirmeye çalışırız.
Psikolojik danışmanlık süreci
Amaç yalnızca stresli durumları ortadan kaldırmak değil; kişinin kendi stres kaynaklarını ve baş etme biçimlerini fark etmesini, ihtiyaçlarını ve sınırlarını daha iyi tanımasını ve günlük yaşamında daha işlevsel stresle baş etme yolları geliştirebilmesini desteklemektir.











